Başlıksız. .


birden akşam oluyor gözlerinde
soluduğumuz güz şafağı oysa

sarsıntı bir akşamın eşiğindeyiz
köpekler uluyor ulu orta

yüzünde eksik mevsimler

eşkali belirsiz bir gerillanın ayak adımları
oksijeni bol bir dağa hazırlan kalbim

ellerin yaratmanın imgesindeyken
yeni bir ülke bul

ki bu şiirde de geçti göllerin titremesi

çiçekler büyüt, çiçekler!
……………….yıkıntılardan!

Şiir: http://yeraltindansiirler.blogspot.com/

Şiir üzerine paylaşım


şafağa yazılanlar

 

bir gitsem diyorum bir gitsem sevgilim
tespihini çeken yel kovanı nilüfer çiçeği

tenine yaslanırken gölgem sevgilim
sana saatler suluyorum

bir periyle konuşur gibi akıl veriyorum böceklere
bir melek düşüyor payıma /bilemedin iki

biri sağımda. . biri solumda. .
biri makbul. . biri durgun. .

sevgilim ellerinden tut bağırmaların
ezilenlerin sesini

beş vakit yaslanıyorum doğaya
her mevsim fotoğrafına bakıyorum /komutan che guevara’ya
sesleniyor sessizlikleriyle her sabah

her sabah senin için diziliyorum yol boylarına
her sabah saçılıyorum yağmurlara
her sabah insan doğuruyor dünya

patika ve yol
çocuk ve halk
huzur ve barış
mücadele ve zafer

yağsın başına

şiir: yeraltindansiirler | Tıklayiniz!
Görsel: MARC RIBOUD

Belki Yine Gelirim

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
Dizginlerini koparan bir at sanki bu
Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...

Ahmet TELLİ

Deli

gitme ertesi gün sen oluyorum
uzak bir yakınlığa öykünen
meşe ağacının serçe sıcaklığında
yollara düşüşü gibi şehirlerarası otobüslerin
son vapur iskelelerinin dalgasında
köpüren yalnızlığım dalga boyu sen oluyor ellerim

biraz gündüz biraz daha gece
acımasız bir gün batımının yolculuğunda sustur beni

gitme sana öykünüyorum -bekle- gün getirdim sana
buz gibi diline, ellerine, bakışlarının poyrazlığına
dağların yüksek tepesinde ki karçiçeği
nice senedir aynı yansımadayım
bir masal gibi düşünüyorum seni

figürsüz şu gölge sana öykünüyor belki bu yüzden
ben sonbahar kesiliyorum ağaçların yamacında
sense gönül çelen. . delirmişim / yok sayma.

 

rostiam.blogcu.com ve

                       yeraltindansiirler.blospot.com tıklayın!

BİRGÜN

 

  Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
  Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
  Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
  Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
  Bil ki seni düşünüyorum

  Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl
  Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
  Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
  O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
  Bil ki seni bekliyorum

  Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak
  Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
  Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
  Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
  Bil ki seni istiyorum

  Gecelerden bir gece uyanırsın apansız
  Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse
  Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
  Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
  Bil ki seni seviyorum
              Ümit Yaşar OĞUZCAN...

web stats